...ѕιмα.. adlı kişinin profiliY!n€ S€n!nl€ G€ld! H@y@t...FotoğraflarBlogListelerDiğer ![]() | Yardım |
Y!n€ S€n!nl€ G€ld! H@y@t....26 Haziran Besmele'nin içine saklanmış 19 büyük sırlı hakikat...Besmele her kapıyı açan sırlı bir anahtardır... Peki, neden besmele bu kadar özel ve önemlidir?
Yüce Rabbimiz besmeleye neden bu kadar mana yüklemiştir?
Euzü ve Besmele’nin manası nedir?
Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah'ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette
helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.
Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.
Besmelenin sır dolu hikmetleri... İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımı ile, Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmeledir. Peygamber efendimiz, (Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır) buyurdu.
Euzü okumak, (Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm); besmele okumak ise, (Bismillâhirrahmânirrahîm) demektir. Hadis-i şerifte, (Kur'an-ı kerime saygı göstermek, Euzü okuyarak başlamakla olur ve Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) buyuruldu. Sure okurken, Euzü Besmele okunur. Âyet-i kerime okurken, âlimlerin çoğuna göre, yalnız Euzü okunur. Sure veya âyet okumaya başlarken Euzü okumak vacip, Fatiha okumaya başlarken Besmele okumak da vaciptir. Diğer surelere başlarken Besmele okumak sünnettir. Namazda, Sübhaneke okuduktan sonra Euzü Besmele okumak sünnettir. Allahü teâlâ, (Kur'an-ı kerim okuyacağın zaman E'uzü... söyle) buyuruyor. (Nahl 98)
Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür. İyi işlere Besmele ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki] (Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan] (Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat] (Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) [Deylemi] (Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii] (Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani] (Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace] (Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]
(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat] (Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat] (Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat] (Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni] (Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani] (Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni] Yemeğe başlarken, Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]
Besmele kaç defa okunursa neye şifa olur?
*Kim Besmeleyi çok okur, bunu adet haline getirirse, Allah; okuyanı Zebanilerden korur.
Ayrıca okuyanın rızkını çoğaltır, dünya ve ahirette makam ve mevkisini arttırır.
(Okuyacak kişi haram yememiş ve tam bir itikat ile şüphe duymadan, kalben inanarak, abdestli olarak okuması gerekir.)
*Besmeleyi günlük hayatta dilinden hiç düşürmeyenin Allah ölüm acısını hafifletir, kabir sorularını basitleştirir, kabir azabından korur, hesabı kolay ve zahmetsiz olur.
*Besmeleyi, kişi yatmadan abdestli olarak 21 kere okursa, o gece; şeytan, cin, insan şerrinden, yangından,
zelzeleden ve eceli gelmemişse ani ölümden emin bir şekilde uyur. Gece boyunca güven içinde olur.
*Besmele saralı birinin sağ kulağına 41 defa okunursa saralı kişi kendine gelir.
*Besmele zalim ve adaletsizlik yapan hakimin yüzüne karşı 50 defa okunursa, okuyana karşı hakim baş eğer, hakimin şerrinden güven içinde olur.
*Besmele halis bir niyetle 70 defa yağmur yağması için okunursa yağmur yağar.
*Besmele 100 defa büyülü veya ağrı çeken birine hergün okunursa Allah büyüyü ortadan kaldırır, ağrıyı geçirir. Bir arzusu, isteği olan Besmeleyi 113 defa cuma günü hatip mminberde iken okur ve hatible dua eder ve isteğini talep ederse arzusu yerine gelir.
*Besmele 313 defa pazar günü güneş doğarken, abdestli olarak, kıbleye yönelerek okur ve 100 defa Peygamber Efendimize S.A.V. salatü selam okursa; okuyanın rızkı artar ve bollaşır.
*Besmeleyi 787 defa isteğinin olması, düşmanlarından kurtulması, bir musibetin kalkması için niyet ederek okunursa istek yerine gelir.
*Besmele oruçlu olarak 787 defa kimsenin olmadığı yerde, kıbleye yönelerek okunur ve buna 7 gün devam edilirse okuyan istek ve arzusuna kavuşur.
*Besmele 40 gün sabah namazının ardından kalkmadan 2500 defa okunursa, okuyanın kalb gözü açılır, esrar ilimlerine vakıf olur.
*Besmeleyi günde 1000 defa okuyanın hem dünyada, hemde ahirette Allah ihtiyaçlarını yerine getirir. *Besmeleyi hergün sabah ve gece 1000 defa okumaya devam eden; sıkıntıdan, üzüntüden ve hatta hapisten bile kurtulur. *Besmeleyi 12000 defa okuyup, her 1000 de 2 rekat namaz kılıp ihtiyacını dilerse, isteği yerine gelir, ihtiyacı karşılanır.Güneş doğarken güneşe karşı oturup 300 defa besmele, 300
defa salavat getiren her işinde başarılı olur ve rızkı çoğalır, bereketlenir.
*Besmeleyi 786 defa bir bardak suya okuyup, muhabbet ve sevgisi istenilen kişiye içirilirse, içenin kalbinde okuyana veya niyetine okunana karşı sevgi ve muhabbet meydana gelir.
Besmeleyi 786 defa bir bardak suya okuyup 7 gün sabah güneş doğarken içilirse içen kişinin zihni açılır, unutkanlığı gider. 40 Gün riyazet ederek, tam bir itikat ile sabah namazının ardından 2500 defa besmele okuyan kişi ilim sahibi olur, herşeyi rüyasında görür ve bazı sırlara vakıf olur.
29 Mayıs Gerçek güzellik ruh güzelliğidir...İnsanın ahlâkını düzeltebilmesinde ruh ve kalbin önemli bir yeri vardır. Bunun için ruh ve kalb nedir bunu bilmek gerekir.
Kalb ile yürek aynı şey değildir. Göğsün sol tarafındaki et parçasına yürek denir. Yürek hayvanlarda da bulunur. İnsana mahsus olan kalbe "Gönül" denir. Kalb, görünmez bir kuvvettir. Tesirleri ile, eserleri ile tanınır. Meselâ elektrik cereyanı da görünmez. Fakat ampulden geçtiği zaman, rezistans telini ısıtarak ışık hâsıl ettiği için ampulde cereyan bulunduğunu anlıyoruz. Halbuki elektrik madde değildir.
Bir yer kaplamaz. Kalb dediğimiz kuvvet de madde değildir.
Yer kaplamaz. Yürek denilen et parçasında eserleri görüldüğü için "Kalbin yeri yürektir" diyoruz.
Kalb, ruh ile nefs arasında bir köprü gibidir. Marifetler, feyzler, kalbe ruh vasıtası ile gelir. Kalb
, his uzuvlarına da bağlıdır. His uzuvları ne ile meşgul olursa, kalb ona bağlanır. İnsan güzel bir şey görünce, güzel bir ses duyunca, tatlı bir şey alınca kalb bunlara bağlanır. Ruha veya nefse tatlı gelenleri sever.
Bu sevgi insanın elinde olmaz. İnsan güzel bir şey okuyunca, kalb, bunların manâlarına, yazarına bağlanır. Güzel, tatlı demek, kalbe güzel, tatlı gelen şey demektir.
İnsan, çok defa hakîkî güzelliği anlıyamaz. Nefse güzel gelen ile, ruha güzel geleni birbiri ile karıştırır. Ruh kuvvetli ise, hakîkî güzelliği anlayıp, onu sever, bağlanır.
Âyet-i kerîmeler, hadis-i şerifler, evliyânın sözleri, duâ, ibâdet gibi şeyler aslında güzeldir. Çok tatlıdır. Kalbin nefse bağlılığı azalınca ve nefsin elinden kurtulunca, bunları okuduğu,
duyduğu zaman, bunların güzelliğini anlar ve bağlanır da, insanın haberi olmaz.
Kalbi , nefsin elinden, baskısından kurtarmak için, nefsi ezmek, kalbi uyandırıp kuvvetlendirmek lâzımdır. Bu da, Resûlullaha uymakla olur.
Muhammed aleyhisselâma uyarak kalbini nefsinin pençesinden kurtaran bir kimse, bir velîyi incelerse, onun Resûlullahın vârisi, Allah'ın sevgili kulu olduğunu anlar.
Allahü teâlâyı çok sevdiği için, Allah'ın sevdiğini de çok sever. Fakat sevebilmek kolay bir şey değildir. Nefsin sevdiklerini, ruhun sevdiği hakîkî güzellikler sanarak aldananlar çok olmuş, felâkete sürüklenmişlerdir.
Nefis ve şeytan, burada çok kimseleri aldatmıştır...
11 Mayıs elif....elif karanlıkta oturuyordu bir "be" bulsa, açılacaktı yolu; ama sırdı "be" "elif" sırrın varlığını bile bilmiyordu oysa gelmesi gerekiyordu be' nin gelmesi ve ayağına düşmesi elif'in ...
Nazan Bekiroğlu
her elif’in yolunu açacak bir “be” yaratan bir yar var ki; kelamını başlatır bir “elif” ile…cümle içinde elif’in varlığını hissettirir sabretmeyi bilene.elif’i cümleye sevdirir; cümleye elif’i faydalı kılar. kelamını kalbe vahiy kılan bir yar var ki, elif’liğinin idrakinde olmayan her yürek için büyük sıkıntılar verir ; bu o’ yar’in merhametindendir, fazlındandır.
elif…
yar’sızlığı seçtiğin gün, be’nin yakınlığına el çevirdiğin gündür; aşk’ı anlatan
bir cümle başlamaz artık…yusuf’un kıssası başlamaz artık; karanlık bitmez,
kuyudan çıkmaz bir sultan; züleyha’nın yüreği aklanmaz aşk’la…
elif…
yar’sızlığı seçtiğin gün,onulmaz yaralar açılır yüreğine; varlığından bihaber
olduğun o bedel-i ahsen’e…artık sen hüznün mevsimini yaşarsın her dem;
inşirahı dinleyen dilin yorulur, aşk’ı dileyen yüreğin yorulur.
inşirahı dilersin her dem; zikri özleyen gecelerin şikayetini duyar kulakların,
dilin damağını özler…dilin yar’in adını özler; nefese dokunmayı özler…
elif…
yar’sızlığı seçersen be’nin yanında olduğunu hissedemezsin.aşk’ı anlatır sana vasfının
“arayan” olduğunu anlayamazsın.girdiğin her sokakta oyalanırsın;
be’nin sokağına varmaz ayakların; aşk’ın sokağına varmaz…
elif…
senin cümley(l)e aşk’ı anlatman lazım; be’yi bulman lazım…be’yle olman lazım!
elif…
aşk hatrına yar’e yakın kıl yüreğini…
sare nokta! sare nokta!
![]() 08 Mayıs Bir Bebeğin Duası...Ey gökleri ve Yeri ve içindekileri yoktan yaratan Rabbim!
Ben bir hiçtim,beni Sen Kudretinle yarattın. Bana Sen vucüt verdin,hayat verdin,ruh verdin. Bunları Sen bağışlamasaydın eğer,hiç kimse beni hiçlikten ve yokluktan çıkarıp bu dünyaya göndermezdi. Ben bir anne ve babadan doğdum.ama ben dünyaya gözümü açmadan önce, onlar da nasıl bir bebek beklediklerini bilmiyorlardı. Bana Sen kendi dilediğin gibi bir süret verdin.
Bana dünyada hiç kimseye vermediğin bir sima verdin. Alemlerin Rabbi benim yüzümde,sadece bana ait bir eserini nasıl işlemiş,göreyim ve göstereyim diye. Bana göz verdin,Senin eserlerini göreyim diye. Bana kulak verdin,Senin yarattıklarının Seni nasıl zikrediyor işiteyim diye. Bana akıl verdin,Seni bulayım diye. Bana dil verdin,Seni zikredeyim diye. Bana kalp verdin,Seni seveyim diye. Dünya ve ahiretin bütün nimetlerini önüme serdin ve bana bir arzu verdin”Senden isteyeyim diye” Vermek istedin.çünki vermek Senin şanındandır. Onun için bana istemeyi öğrettin. Aldığım her nefes Senin Rahmetindendir Ya Rabbi. Eriştiğim her nimet Senin ihsanındandır Ya Rabbi. Neşem,sevinçim,mutluluk ve huzurum hep Sendendir Ya Rabbi. Senin gizli açık nimetlerinin sayısını bilemem,hayal bile edemem.bilsem de saymakla bitiremem Ya Rabbi. Yalnız üzerimdeki en büyük nimetini bilirim: ”Bana şükretmeyi öğreten de Sensin Ya Rabbi” 01 Mayıs Ey Yüceler Yücesi
Ey yüceler yücesi ! ey her derde deva! Ya ilahi! Ya Mevla!
Habibin Muhammed (SAV) hürmetine senin elinden tutmana muhtaç kullarına yardım et! Bizlerden rahmetini, şevkatini, hidayetini, bağışlayıcılığını, esirgeme, Bizlere seni ve senin bizlere cennet vesilesi olarak gönderdiğin elçilerini, kitab-ı nurunu tam olarak anlama, sabrı kendisine rehber etme ve sadece sana günevip sadece senden yardım dileme ve bu güvenle içimizi rahat tutarak sorunlarımızın üstesinden gelme yetisini, kudretini, erdemini nasip eyle ey sahibimiz! Amin.Amin.Amin...
08 Nisan Peygamber Efendimizin mübarek isimleri ve manaları...Resulullah Efendimizin "sallallahü aleyhi ve sellem" Mübarek İsimleri ve Manaları:
Abdullah: Allah (cc)' ın kulu 27 Şubat Tutun... TUTUN... ![]() Gözlerin, Yakup sabrıyla seyreylediği bir direnişle karşılasın sıkıntılarını Kalbin, kuyularda ümidini diri tutan Yusuf-un çaresizliğiyle beklesin kurtuluşunu. Düşüncelerin, iffetine suskunluk yeminleri etmiş Meryem kadar sessiz anlatsın masumluğunu. Özlemlerin, Medine-de Muhammed-in(s.a.v) gelişini bekleyen insanların coşkusuyla karşılasın vuslatını. Düşüncelerine tutun... Kendi vicdanının yargıcı, kendi günahının tövbekarı ol. Kendi acısının sabredeni, kendi sıkıntısının ilacı, kendi dertlerinin dermanı ol. Kendi yalnızlığının dostu, kendi cümlelerinin anlamı, Kendi sessizliğinin sesi ol. Kalbine tutun... Hayatın sana bırakılan sokaklarına, karmaşık duygularını kapıların arkasına kilitleyerek çık. Bütün yürüyüşlerin, bütün yolların sonu kendinde bitsin. En çok da kendine özlem duy. Aynada gördüğün yüzün, kalbindeki senden başkası olmaması için özlemlerine tutun. Yol uzun, vakit kısa. Zamanın hayat törpüleyen basamaklarından, ömrümün son durağına esenlikle gitmek istiyorsan, en çok kendini özle. En çok kalbine, kendine tutun... Çünkü; Hayat bilmeli ki aslolan, Muhammed-in (s.a.v) Hira-dan hayatın merkezine indirdiği cümlelerin oluşturduğu yankıdır. Hayat bilmeli ki aslolan, ölümün gözlerine yaşarken bakabilmektir. Hayat bilmeli ki aslolan, kalbinin gerçek sahibine sımsıkı tutunmaktır. Nurdal DURMUŞ
![]() 1 Dakika...1- 1 dakikada 5 defa Fatiha suresini seri bir şekilde okuyabilirsin.Fatiha suresini bir defa okumak bile çok büyük sevaptır. 2- 1 dakikada on defa ihlas suresini okuyabilirsin 10 defa ihlas suresi 3 kuran hatmine bedel sevap kazandırır .Hergün bir dakikanı ihlas suresine ayırsan ayda 300 defa senede 3600 defa ihlas okumuş olursun.Bu da 1200 hatme bedel olur. 3- Yüzüne bir dakikada Allah’ın kitabından bir sahife okuyabilirsin. 4- 1 dakikada kısa bir hadis ,kısa bır ayet ezberleyebilirsin. 5- 1 dakikada 30 defa kelimeyi tevhid getirebilirsin. 6- 1 dakikada 100 defa sübhanallahi ve bihamdihi dersin.Denizlerin köpüğü kadar günah da olsa bağışlanır. 7- 1 dakikada 40 defa La havle dersin cennet hazinelerinden 40 hazine elde etmiş olursun. 8- 1 dakikada 60 defa Esteğfirullah el azim dersin bağış ve affa nail olursun. 9- 1 dakikada 25 defa salatu selam söylersin 250 sevabı, 250 bağış ve 250 dereceye nail olursun. Şefaati Mustafa’ya (seLamın aLeykümv) nail olursun. 10- 1 dakikada dua,tefekkür,tezekkür kalbini inceleyen itaatlerle olursun. Kalbin 1 dakikada ameli yerine göre ömre bedel olur.
Hayattan bir dakika ne kadar kıymetli oysa biz hayatımızı harap,zayi etmişiz. Ömrümüzden nice yıllar akıp giderken bir dakikada kazanabileceğimiz bir çok şey vardır. Siz de bu bilgileri ezberleyip yolda içinizden okuyabilir ve sevaplarına kavuşabilirsiniz! Not: 1 dakika zaman zarfı sadece örnektir. 1 dakikaya sığdırmak için daha hızlı okumamak gerekir. ![]() 30 Ocak Gölgen Arkandan İster Gelsin İster Gelmesin...KUR'AN NURUNU AL YANINA YÜRÜ!... ...GÖLGEN ARKANDAN İSTER GELSİN,İSTER GELMESİN... Yağmur her yağdığında kabullenir onu toprak.Çünkü gökyüzünden gelen rahmettir meleklere emanet edilmiş damlalar... Güneş(asm) gülümseyerek izler yağmurun inişini,gülümseyerek izler uzak diyarlardan... Yağmuru bilen,ne olduğunu anlayan topraklar nasıl büyük bir heyecanla,coşkuyla kucaklaşır yağmurla...Bilirler çünkü geliş sebebini,bilirler çünkü hangi diyardan geldiğini..."Bismillah der düşer toprağa yağmur,"Bismillah" der basar onu sinesine kainat..."Rahman ve Rahim olan..." der dünya onun ekseni etrafında dönmeye beşlar hiç perişan olmadan.Hiç korkmaz dünya onun ekseni etrafında dönmekten.O yörüngeye geçmek kıyameti getirmeyecektir bilir çünkü dünya.Toprağa düşen her bir damla sınırsız zamanın olduğu bir mekan getirir onu kucaklayana... ALLAH (cc) istemedikçe toprağa düşebilir mi hiç yağmur?ALLAH (cc) istemedikçe hiç basabilir mi sinesine onu kainat??? Neden kabul etmezsin rahmet damlalarını ey çöl,neden?Gel kavuş rahmetdamlalarına;diril onlarla yeniden...Görmez misin çatladı bağrın yıldırıma tutulmuş bir ağaç misali,görmez misin yanık bağrının yok dünyada emsali...Terk etti seni bağrındaki yeşillik,terk etti seni ruhundaki maneviyat.Rüzgarlar savurup duruyor zerrelerini oradan oraya...Yeşillik görmedin ya inanmazsın sen bu duyguya...Bir gün gelecek ağlayacaksın yana yakıla...Ağlayacaksın ama duyan olmayacak seni mahşer diyarında...Kupkuru bedenini ateşler de sarınca...İşte o zaman ağlayacaksın uzak kaldığın için yağmura! ALLAH (cc) sana sorunca "Rahmetimden,yağmurumdan,damlalarımdan haberin yok muydu??" diye...Söyle ona hangi yüzle söyleyeceksin "Affet beni rabbim!" diye...Oysa şeytan dünyada seni ne çok getirdi hileye... Uyan artık ey çöl,uyan artık ey insan uyan! Değil misin ilk rahmet damlasının adının "OKU" olduğunu duyan?Bilen değil misin Kainatın Gülü'dür sana ayetler okuyan...Kua'an yağmuru durmadan yağıyor yeryüzüne...İşte budur deva yüreğindeki her derde...Sen iyisi mi benim sözümü iyi dinle,sırılsıklam ıslan Kur'an yağmuru ile!Kupkuru çölleri cennete çeviren gül geldi ALLAH (cc)'ınizniyle...Benim sana son sözüm; Kur'an nurunu al yanına ilerle,gölgenle karşılaşırsın elbet mahşer gününde... 22 Ocak Namaz... “Ey zaman! Zamanın tamamı sende..” ![]() Ne demek şimdi bu?... Bu, demektir ki; Kâinatta zaman subjektiftir.. Bir örnekle açıklayalım; Mesela; Ben burada öğle namazını kılarken, başka yerdekiler ikindi namazını, bir diğer yerdekiler akşam namazını, başka yerdekiler yatsıyı, beşinci yerdekiler de sabah namazını kılıyorlar...
Yani; Bir anda yeryüzünde Allah için sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı ezanı okunuyor.. Yani; Her zaman ve zamanın her vaktinde, her yerde kesintisiz olarak yüce Allah anılmaktadır.. Yani; Sultanlık dileyen canlar, kulluktadır.. Düşünebiliyor musun?.. Aynı anda 5 vakit namaz birden kılınıyor... Düşünebiliyor musun?.. Başını secdeye koyduğun O an; Dünyanın her yerinde başlar, değişik vakitlerin namazları olsa da secdededir.. Ve işte anla ki; Kainat büyük bir mescittir... Düşün! Bu ne muhteşem bir duygudur.. “Lebbeyk!” diyen gönülleri Bir anda Secdey-i Rahman’da birleştiren ne muhteşem bir birlikteliktir.. Bu ne büyük bir buluşmadır.. Ve Düşün ki; Bu büyük randevuya Gelmeyen.Veya Geç gelen veya Kaytaran Nasıl bir hüsrandadır..Ve Neleri kaybetmiştir... Namaza Yahut Hayata Durmak...
Ruhumun ateş denizlerinde ılık nefesinle serinledim Senin mübarek ökçelerinde yükselerek arşa değdi başım Gafilliğimin intiharı, basiretimi doğuran gül yüzlü ana… Günahlarıma emsalsiz panzehir, sevaplarımın bereketi Secdede miracı olursun her kulun, alınların busesi değer sana Gece yarısı zifiri karanlıklarımın nurlu şamdanı Göz göz olup paralanmış yürek yaralarıma merhemsin sen Cemre diye düşersin çölleşen yüreklerin en mahrem yerine Sıratın kıldan ince, kılıçtan keskin yollarında burağım olursun Gönlümün kırık pervazlarına konan ürkek bir güvercinsin sen Ezanların ertesinde ruhuma üflenen sonsuzluk iksiri… Gözümün nuru, gönlümün süruru, ümitlerimin kundağı namaz Huzurun dayanağı, kirlenmemiş ruhların sığınağı, can parem Gonca güllerin bereketli toprağı, ruhumun asaleti… Zamana ve mekâna gülümseyen gül yüzlü suret namaz… Açlığın son kertesinde ruhumu emziren mukaddes varlığımsın Bataklıklarda sere serpe uzanan gölgeme can veren sensin Sensin gönlümü uçurumlardan düzlüğe çıkaran şehrayin Nice ölümleri yaşam kıldın, nice müsvedde hayatları dirilttin Her secdede üflediğin nefesle Hakk’a yakınlaştıran imbatım oldun Rahmet denizlerinde iri bir katresin ey müminin miracı namaz!.. Çölleşen ruhlarımızı yeşerten samimi bir dua, ab-ı hayatsın gönül çeşmesinde Vakti kuşatan, ruhu kanatlandıran bir bakışsın gözbebeklerinde Son Nebi’nin mukaddes çağrısı, göklerden gelen mihmansın sen Huzuru yanlış adreslerde arayan zavallıların emsalsiz yitiğisin Cennetin müjdesi, cehennemin kilidisin, karanlık ruhlara doğan güneşsin Günahın ve isyanın gölgesinde imanın dirilişine kutlu bir vesilesin Gönül tellerimi titreten tezene, seherlerimin nurlu şafağısın sen Gücenik hissiyatımın kanatları, büyüyen umutlarımın gölgesi namaz Sensin düşlerimin eşkini, sensin yürek coğrafyamın mübarek nurlu dağı Her Miraç’ta secdelere dökülen pişmanlık gözyaşları günah ateşlerini söndürsün Rahmet sağanağı alsın tenin kızgınlığını, dağılsın yüreklerden umutsuzluğun efkârı Diriliş muştuları ezanla birlikte sarsın ruhumu, seccadeler öpsün mübarek alınlardan Ölüm varsın beklesin şahdamarın yanı başında, ölümsüzlük çalsın kapımızı Fatihalar ses versin maveradan, namazın kutlu saltanatı dünyayı cennete döndürsün... 04 Ocak Kul Hakkı....Kul hakkından korkmak gerek!..
Mevtalarını mezara koyduktan sonra eve dönen mirasçıların yapacağı ilk iş, önce merhumun üzerindeki kul haklarını araştırıp tespit ederek hemen ödemektir.Varsa borçlu bulunduğu kimseleri bulup haklarını helal etmelerini mutlaka sağlamaktır. Çünkü insanın üzerindeki kul borcu, borçların en büyüğü, ahiret açısından da en korkulanıdır. Denebilir ki, Rabb'imiz kul hakkını şehitlerden bile affetmiyor. Onları bile borçları ödenmediği sürece şehitlik makamına çıkarmıyor. Hak ettikleri şehitlik makamına, ancak kullara olan borçları ödendikten sonra çıkabiliyorlar. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri cenaze namazını kıldıracağı mevtanın üzerinde kul hakkının olup olmadığını da soruyor, ölenin borcu varsa, kul hakkı vardır üzerinde, diyerek namazını kıldırmıyor, başkalarının kıldırmasına havale ederek insanlara borçlu gitmeme konusunda böyle uyarıcı mesajlar sunuyordu. Bir defasında namazını kıldıracağı cenazenin borcu olduğu anlaşılınca beklemeyi tercih etmişti. Cenazeye iştirak edenler durumu anlayınca büyük bir vefakarlık göstererek hemen oracıkta topladıkları parayı borçlu bulunduğu kimseye vererek cenazeyi kul borcundan kurtarmışlar, bundan sonra namazını kıldıran Efendimiz (sas), kul hakkıyla gitmeme konusunda çarpıcı bir misalle şöyle açıklamada bulunmuştu: -Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, bir insan Allah yolunda üç defa şehit olsa bile üzerindeki kul hakkı ödenmedikçe cennetteki makamına erişemez!.. Evet.. kul hakkından korkmak, kul hakkıyla gitmemeye dikkat etmek gerekmektedir...Kul hakkının böylesine ehemmiyetinden dolayıdır ki, alimlerimiz yaptıkları tavsiyelerinde ikazlarda bulunarak diyorlar ki: -Sakın kimseyi şu, bu bahanelerle aldatarak haklarını almaya kalkmayın; mallarını üzerinize geçirmeye yönelmeyin. Şayet geçmişte üzerinizde kul hakkı kalmışsa, sahibiyle mutlaka helalleşin, hayatta değilse mirasçısına ödeme yapın. O da mümkün değilse, hak sahibi adına bir yoksula, hizmete verin... Çünkü kul hakkıyla giden insanın ruhu askıda kalır, hak sahiplerine hakları ödeninceye kadar askıdan kurtulamaz. Hatta bu kul, şehit bile olsa!.. İslam'ın kul hakkına böylesine değer verişinden dolayıdır ki, geçmişteki imanı kuvvetli, dindarlığı sağlam toplumlarda para, mal, eşya gibi dünyevi değerlerin çalınıp kaybolması konusunda bugünkü gibi kötü örnekler yaşanmıyordu. Hatta zaman zaman dükkanlar açık bile bırakılabiliyor, bağ, bahçeye bekçi gereği de görülmeyebiliyordu. Kilit fabrikaları kurmaya bile ihtiyaç duyulmuyordu.Çünkü dindarlığı kuvvetli, imanı sağlam kimse başkasının malına el uzatma niyetine giremiyor, kul hakkını yüklenme cesaretini kendinde bulamıyordu. Kul hakkı şehitlerden bile affedilmiyor, kul borcunu ödemeden gidenlerin ruhları, hak ödeninceye kadar askıda kalıyordu... Böyle bilen ve inanan insanın haddine mi birinin hakkına el uzatması, komşusunun malını gasp etmesi, bir kılıfını bularak devletin imkanlarını hortumlaması, kapkaççılığa yönelmesi?.. Nitekim savaşa giden Osmanlı askerlerinin uğradıkları bağ bahçeden aldıkları meyvenin parasını oraya bırakma titizliği göstermeleri de, kul hakkının savaşta bile ihmal edilmediğinin göstergesi oluyordu...Ne var ki günümüzde dine karşı düşmanca tavırlar alarak kul hakkından korkma inancını sarsanlar, öylesine insan tipleri yetiştirdiler ki, başkalarının hakkını almaktan da, çalmaktan da çekinmiyor, maneviyatsızlığın insanları ne hale getirebileceğinin ibretli örneğini de gözler önüne sermekten de geri kalmıyorlar... Demek ki din bize sadece ahiretimizi kazandırmakla kalmıyor, dünyamızı da düzenliyor, birbirimizin haklarına karşı "Kul Hakkı" diyerek dikkatli olmamızı da sağlıyor. "Dinin hedefi öbür dünyadır, bu dünya ile ilgisi yoktur." diyerek dini devreden çıkarmak isteyenlerin duymayan kulakları çınlasın, demekle yetiniyoruz. Kabir Azabı...![]() Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir.
Kabir azabının aslı, Dünya sevgisidir. Fakat şiddet derecesi ayrıdır. Azlığı, çokluğu Dünya sevgisine göre değişir. Azap, kalbin Dünyaya bağlanmasının sonucudur. Kafirlerin kabir azabı, kıyamete kadar devam eder. Yalnız cuma ve Ramazan günleri kalkar. itaat erbabı için kabir azabı yoktur. Ancak kabrin şiddet ve azametini hisseder. Asilere gelince bunlar için kabir azabı vardır. Ancak kıyâmete kadar devam etmez. Cuma günleri kalkar. Hatta cuma gecesi ölen asi, bir saat kabir azabı görür. Resulullah (a.s) buyuruyor: Kabir ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şediddir. Kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir. Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur. Manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!. Resulullah (a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında laf taşıyıcılık yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" buyurmuşlardır. ![]() 31 Aralık Herşey Bismillahirrahmanirrahim İle Başlar....Bismillahirrahmanirrahim…
Her Şey Bismillah İle Başladı… ALLAH'ın (cc) Adıyla Der Tüm Cihan… Ve Onla Kapatır Tüm Çehresini… Bismillah’a İnanarak… Ağaç, Lisan- Hal, Çiçekler… Tohumlar, Otlar, Toprak… Bismillah Der… Her Hayrın Başıdır, Büyük Tükenmez Kuvvettir… Yiyecek Vermek İçin Tüm Bitkiler… Bismillah Der… Hayvanlar Ve Her Türlü Canlı… Etini, Sütünü, Yününü Vermek İçin… Bismillah Der… Allah’ın Nimetlerini Getirmek İçin Bizlere… Her Şey ALLAH (cc) Namına… Bismillah Der… Biz Ve Tüm Müminler… Ona İnananlar Ona Kul Olanlar… Bismillah Der… ALLAH (cc) Namına Almalı ALLAH (cc) Namına Vermeliyiz… Nimetler Karşısında Borcunu Ödeyen Kul… Bismillah Der… Zikir, Şükür Ve Fikir Düşüncesiyle… Yine Ona Şükretmeli… Yine Onu Anmalı… Ve Yine ALLAH (cc) Demeliyiz… Yani Bismillah (ALLAH (cc) Adıyla)… Her Şey Bismillah İle Başladı… ALLAH'ın (cc) Adıyla Der Tüm Cihan… Ve Onla Kapatır Tüm Çehresini… Bismillah’a İnanarak…
27 Eylül Allahü Tealanın Sıfatları...
Allahü teâlânın sıfatları Sual: Allah'ın sıfatları hangileridir?
CEVAP:Allahü teâlânın Sıfat-ı zatiyyesi altıdır: 1- Vücûd: Allahü teâlâ vardır. Varlığı ezelidir. Vacib-ül vücûddür, yani varlığı lazımdır. 2- Kıdem: Allahü teâlânın varlığının evveli, başlangıcı yoktur. 3- Bekâ: Allahü teâlânın varlığının âhiri, sonu yoktur. Hiç yok olmaz. Ortağı olmak muhal olduğu gibi, zat ve sıfatları için de yokluk muhaldir.
4- Vahdaniyyet: Allahü teâlânın zatında, sıfatlarında ve işlerinde ortağı, benzeri yoktur. 5- Muhalefetün-lilhavadis: Allahü teâlâ, zatında ve sıfatlarında hiçbir mahlukun zat ve sıfatlarına benzemez. 6- Kıyâm bi-nefsihi: Allahü teâlâ zatı ile kâimdir. Mekana muhtaç değildir. Madde ve mekan yok iken O var idi. Zira her ihtiyaçtan münezzehtir. Bu kâinatı yokluktan varlığa getirmeden önce, zatı nasıl idi ise, sonsuz olarak, hep öyledir. Allahü teâlânın Sıfat-ı sübûtiyye'si sekizdir. 1- Hayat: Allahü teâlâ diridir. Hayatı, mahlukların hayatına benzemeyip, zatına layık ve mahsus olan hayat, ezeli ve ebedidir.
2- İlm: Allahü teâlâ her şeyi bilir. Bilmesi mahlukatın bilmesi gibi değildir. Karanlık gecede, karıncanın, kara taş üzerinde yürüdüğünü görür ve bilir. İnsanların kalbinden geçen düşüncelerini,
niyetlerini bilir. Bilmesinde değişiklik olmaz. Ezeli ve ebedidir.
3- Semi: Allahü teâlâ işitir. Vasıtasız, cihetsiz işitir. İşitmesi, kulların işitmesine benzemez. Bu sıfatı da, her sıfatı gibi ezeli ve ebedidir.
4- Basar: Allahü teâlâ görür. Âletsiz ve şartsız görür. Görmesi göz ile değildir. 5- İrade: Allahü teâlânın dilemesi vardır. Dilediğini yaratır. Her şey Onun dilemesi ile var olur. İradesine engel olacak hiçbir kuvvet yoktur.
6- Kudret: Allahü teâlâ, her şeye gücü yeticidir. Hiçbir şey Ona güç gelmez. 7- Kelam: Allahü teâlâ söyleyicidir. Söylemesi alet, harfler, sesler ve dil ile değildir. 8- Tekvîn: Allahü teâlâ yaratıcıdır. Ondan başka yaratıcı yoktur. Her şeyi O yaratır. Allahü teâlâdan başkası için yaratıcı dememelidir.
Allahü teâlânın sıfat-ı sübûtiyyesi de, sıfat-ı zatiyyesi gibi kadimdir. Bu sıfatları da, zatından ayrılmazlar. Yani sıfatları zatının, kendinin aynı da değildirler, gayrı da değildirler. Allahü teâlânın sıfatlarının hakikatlerini anlamak da muhaldir. Hiçbir kimse ve hiçbir şey Allahü teâlânın sıfatlarına ortak ve benzer olamaz.
(ARKADAŞLAR SPACEMDE CHAT BOX İSTEMİYORUM SAYGI GÖSTERİP EKLEMEZSENİZ SEVİNİRİM ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER...)
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
Tavisye Ederim...
|
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|